Aktaş Köyünün Tarihi

Köyümüzün yakın çevresinde çok eski dönemlere ait olduğu sanılan ama hangi uygarlığa dahil olduğu tam olarak belirlenemeyen kale kalıntıları mevcuttur. Bugün az bir kısmı ayakta olan sülogilin saydaki kale ile bunun karşısında yer alan gıççığın kale ve dızzığın kale en dikkat çekiçileridir. Buralarda 8-10 kişinin kaldıramayacağı büyüklükte taşlar kullanılmıştır. Bu kalelerin hangi maksatla yapıldığı bilinmemekle birlikte, arazideki konumları dikkate alındığında haberleşme amacı ile yapılmış olabileceği ihtimali yüksektir.
Köyümüzün çevresinde yerleşim yeri olarak kullanılan yerlerin başlıcası ‘Ören Harabeleridir’. Bu harabelerden çıkan haç, geometrik şekiller ve çeşitli figürlerin işlendiği taşlar, Hıristiyan bir topluluğun yaşadığına işaret etmektedir. Bu harabelerde birkaç çiftçinin sabanına ya da küreğine takılan taşlar ve birkaç heyecanlı amatör definecinin kazıları dışında bir araştırma yapılmamıştır. Bu harabelere yaklaşık 3 km. uzaklıkta bulunan ve bugün yazlağın bağları sulayan kırkgözden suyun geldiğini, kırmızı tuğladan yapılmış suyolu kalıntısının varlığını hepimiz bilmekteyiz.
Bölgemize ait en eski Türk izleri ise, köyün karşısında, Hastek toprağında bulunan ‘KUBBE’ dediğimiz Selçuklu kümbetidir. Sivas, Konya, Erzurum gibi bir çok Anadolu şehrinde benzerlerine rastladığımız bu kümbetin, bugün tavanı çökmüş ve duvarları yer yer yıkılmıştır. Kümbetin taşları inşaat malzemesi olarak kullanılmaktadır. Böyle tarihi değerlerin bir envanterini bile çıkaramayan, bunları koruyamayan, adeta tapu senetlerimiz olan bu tarihi mirasımızın yok olmasına seyirci kalan Kültür Müdürlükleri acaba ne iş yaparlar? Burası ile ilgili anlatılan efsaneye göre, Sultan Süleyman (muhtemelen Anadolu Fatihi Süleyman Şah) ordusu ile buradan geçerken, şu anda kümbetin güney tarafında yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan mağarada (karının mağarası) yaşayan yaşlı bir kadınla karşılaşır, bu kadın Sultan’ın ordusuna bir tencere yemek yapar, bereketlenen bu yemek tüm orduya yeter ve Sultan’da yaşlı kadın için bu kümbeti yaptırır. Bunların dışında dikkat çekici tarihi bir eserimiz yoktur. Ama definecilerimiz aşağı ziyarette olduğu gibi muhtemelen mezar olan iki katlı yapıları gün ışığına çıkarmışlardır.

 

  « Geri 1 | 2 İleri »